Monday, December 21, 2015

Başkasını Korkutabilen Güçlü Kişiliğinizin İşaretleri

Güçlü bir kişiliğe sahip biriyle birlikte olduğunuzda karşılaşacağınız konular:

  1. Bahanelere takılmazlar. Bahane üretmek ya da dinlemek yerine çözüm için çaba harcarlar. Dolayısıyla sizin bahaneleriniz de pek ciddiye alınmaz.
  2. Hayatına girecek insanlar hakkında dikkatlidirler. Etrafındakilerin kendi hakkında bir şeyler söylemesine ya da yapmasına ihtiyaç duymazlar.
  3. Küçük konuşmalardan nefret ederler. Kimin ne yanlışlar yaptığı gibi konularla zaman harcamak istemezler.
  4. Duyarsızlığa, aptallığa ve cehalete dayanamazlar. Bilgi ve tecrübe biriktirdiklerinden cehalet ve aptallıktan çok uzaktırlar.
  5. Dinlemeyi bilirler. Sizin kompleksle kendinizi anlatma çabanızın farkındadırlar.
  6. İlgi görmeye ihtiyaç hissetmezler. Bildikleri yolda tek başlarına da gidebilirler.
  7. Korkusuzdurlar. Korkularının kendilerini engellemesine izin vermezler.
  8. Güvensiz ortamı veya şartları fırsat olarak görürler. Yeni şeyler öğrenmek ve daha iyi olmak için çaba sarf etmelerini sağlar. Çünkü yenilgiyi kabul etmezler, vites değiştirme sırasındaki hızın azalması gibi bakarlar.




Tuesday, December 8, 2015

Süreçte Yerinizi Almaya Hazır mısınız?

Yıllardır ilgimi çeken bir konu inovasyon. Yazılan kitaplar ve makaleler bir hayli çok bu konuda. Son yıllarda da ülkemizde bol miktarda bir buzz word olarak kullanılıyor. Ama bu kavramın neresindeyiz sorusuna çok doyurucu bir cevabımız var mıdır, bilemiyorum.

Aslında ilk başta farklı bir başlık düşündüm: İnovasyon yönetimi mi, süreci mi? Gelmek istediğim noktaya vurgusu ve daha yapıcı olması açısından yukarıda okuduğunuz gibi yeniledim. Evet. Hazır mısınız, süreçte yerinizi almaya? Çünkü süreçte çoğulcu ve sınırsız katılımın çok önemli bir yeri var. 
               
Dünyanın bir çok ülkesinde bu konuda bir çok çalıştaylar yapılamakta ve bu konuda yazılar yazılmakta. Bu çalışmaları çok değerli buluyorum. Ama dikkatimi çeken bir konu var. Özellikle batının metodolojik anlayışı bir çok konuda olduğu gibi bu kavramı da hep bir zemine oturtma, disipline etme ve kuralları belirleme yoluna gidiyor. Ulusal olarak yayınlanmış  ya da farklı platformlarda bir çok inovasyon süreci ya da inovasyon yönetimi metodolojisi bulabilirsiniz. Öyle ki bu konuları takip ederken etkilenerek kendimi, bakış açımı da katarak bir süreç modelini oluşturmuş buldum

Bir önceki yazımda belirttiğim gibi çaba çoğu zaman sizi bir sonraki aşamaya götürür. Bu yeni nokta size adımınızın doğru ya da yanlış olduğunuzu farketme imkanı sağlar. Bunu ilk kez gideceğiniz bir AVM’ye yol bulmak gibi düşünün. Hemen hemen hepimizin yaptığı şey haritaya bakmak, navigasyondan yardım istemek. Bazen yolun farklı seçenekleri ya da yol tarifi yanlış olduğu olur ve bu sizi çoğu zaman engellemez. Karar verip yolun birinden gidersiniz. Uzun ya da yanlış yol olduğunu tecrübe eder, yolunuzu yeniden belirler ve bir sonraki gidişinizde hedefinize daha sorunsuz ulaşırsınız. İşte bunu hayatın bir çok yerinde olduğu gibi inovasyonda da uygulamalıyız diye düşüncelerimi ifade etmeye çalışmıştım. Konumuza dönersek; çabalarım ve ortaya çıkan model olayın başka bir yönünü de görmemi sağladı.
                İnovasyonu daha iyi  daha metodolojik yapalım derken onu farkında olmadan sınırlandırdığımız gerçeği. Oysa yeni, farklı ve özgün düşünce onun mayasıdır. Kar tanesini çok sevdiğinden avucunda saklamaya benzer bu. Peki bu durumda hiç bir metodoloji kullanmayalım mı? Bu da yanlış olur? Aslında benzer bir tartışma CMMI mı, Agile mı diye gündeme gelmişti. Bu biraz sahip olduğunuz şartlarla ve imkanlarla da ilgili. Uygulamalar bu açıdan da farklı oluyor. Yani metodolojiler ve isimler değişiklik gösterebiliyor. Bana sorarsanız tüm bunlardan dolayı yönetim kelimesi beni rahatsız ediyor. İnovasyon süreci demek bana daha uygun geliyor. Bir hedefiniz var ve adım adım ilerlemek istiyorsunuz. Ama süreci de çok keskin hatlarla belirlemek taraftarı değilim. Örneğin çok yumuşak gibi görünen “fikirlerin her ne kadar zayıf olsa bile %5’i değerlendirmeye alınır” ifadesi bizi gereksiz bir sınırlamaya zorlamaz mı? Belki o dönemde sadece %1’i değerlendirilmelidir... Ya da önceliklendirme kurallarını çiğneyen ama gerçekten orjinalliğini ve ihtiyacını hissettiğiniz bir inovasyona neden daha çok bütçe ve daha çok zaman ayırmayasınız?
                Olayı akademik ve metodolojik ele alanlar bir tarafta yer alırken diğer bir taraf ise doğrudan işe girip müşterisinin istediği ürüne odaklanarak yenilikçi ürünler ortaya çıkarabiliyor. Örneğin ülkemiz de de alaylı diyebileceğimiz sanayi ortamında çalışan firmaların ürünleri ve aldığı patenler kesinlikle küçümsenecek miktarda değildir. Bunlar ise belkide metodolojiyi cümle içinde hiç kullanmadıkları halde kafasında kurguladığı başarı adımlarını ve motivasyonularını takip ederek başarıya ulaşıyorlar.
                İnovasyonda teknoloji uzmanları, müşteri temsilcileri yer alabiliyor ama neden herhangi birisi olmasın? Bence ürünlerin ilgilisi ve konunun uzmanı olmak gibi kısıtı bulunmayan, bir anlamda konu hakkında bilgisiz ve hata yapmaktan korkmayan üçüncü şahıslar da süreçte yerini almalıdır. Bir çocuk gibi bazen birinin, bir uzmanın aklına gelmeyen soruyu sorması, ya da akıl dışı gibi gelen bir öneri ortaya atması, uzman kişiye göre yapılması teknik olarak çok zor ya da imkansız gözüken bir teklifte bulunması süreç içinde farklı beyinlerin tetiklenmesini ve ekibin diğer üyeleriyle birlikte daha önce hiç düşünülmeyen bir fikrin ya da ürünün ortaya çıkmasının kapılarını aralayabilir. Sonuçta düşünen varlıklar olarak herbirimiz süreçte yerimizi almaya doğuştan hazırız.

Friday, November 20, 2015

İnovasyon Son Duraksiyon

İlginizi çekti mi başlık? İşte inovasyona katkı sağlayan özelliklerinden biri de budur. İnsanların ilgisini çekmeli. Bu başlıkta iki bilgi daha gizli. Ne olabilir sizce? Bulabildiniz mi? Peki iki olmak zorunda mı? Belki de daha fazla…
Sorular sormak ilk paragrafta olduğu gibi durgun zihni harekete geçirir. Özellikle “Nasıl” sorusu yeni fikirlerin üretilmesi için tetikleyici bir etkiye sahiptir. Bu ürünü nasıl daha verimli çalıştırabilirim? Nasıl daha kolay, nasıl daha hızlı, daha farklı olabilir.
Zekâ ve psikoloji karmaşık konular. Hakkında araştırmalar yapılmaya devam etmekte. Sonu olmayan, tam bilinemeyen bir şeyi somutlaştırmaya çalışmakla uğraşıyoruz. Bunun gibi bazılarına göre iki genel gruba ayırabileceğimiz zekâ tipi var: Divergent ve convergant. En basit ifadeyle tümevarımcı ve tümden gelimci zekâ tipi. Örneğin kimileri öğretmenlerinin yönergelerini birebir anlayıp birebir tekrar ederek üstün okul başarısını yakalarlar. Diğer bir grup yönergeleri algılayamazlar çünkü algılamaları farklı birçok etkenle tetiklenir ve onların zihninin farklı bir noktaya sürüklenmesine neden olur. Bununla ilgili bir makaleyi 90’lı yılların başında okumuştum. Üzücüdür; o makalede yer alan bilgilere 25 yıl sonra toplum olarak neredeyse aynı mesafeyi korumaktayız. Şu an benim çocuğum da her ne kadar materyaller değişse de bana verilen mantalitede eğitimi almaya devam ediyor. Bu eğitim sistemi farklı zekâ tiplerini kendi içinde değerlendirmek yerine herkesi standartlaştıran bir yaklaşım içinde. Bu ise inovasyon ruhuna aykırı. Mucit olarak ilk akla gelen Edison ve bilim adamı deyince ilk akla gelen Einstein ve daha niceleri bu eğitim sisteminin adeta kabul etmeyip dışarı attı bireylerdir.  Bunlar ise modern dünyanın şekillenmesinde çok etkili olan şahsiyetler. Bu konu başlı başına büyük bir tartışma konusu olduğundan geçiyorum.
Başlığımıza geri dönelim. Başlıkta sentez var. Farklı kaynaklardan alınan bilgiyi yeni ve belki de başlangıçta kullanılandan çok daha farklı bir mecrada kullanma yolunu açmak… İlk başta bir kafiye çabası gibi. Bu da önemli aslında. İnovasyonda ruhu okşayan bir şeyler olması önemli. Örneğin facebook’ta beğeni toplama çabası ardında da biraz bu yatmıyor mu? Ailesinden onay almaya aç gençler paylaştıkları fotoğraf vs. ile dünyanın dört bir tarafından ruhlarını okşayan beğenileri toplamaya ne kadar müptela olmuş durumdalar. Uzakta olan ve hepimizin bildiği iki ifadeyi birleştirdim. “Son durak” ifadesini bilmeyenimiz yoktur. İnovasyon son durak. Çünkü inovasyon ürünleri insanlığa her zamandan daha fazla etkiliyor. Tahminim bu daha da hızlanacak. Şirket olarak ve ülke olarak ilerlemek, dünyaya değer katmak istiyorsak inovasyon bizim çok önemli bir kavram olmalıdır. Bir görüşe göre inovasyonda %95 alışılmış %5 yeni olması kabullenmeyi ve ürünün başarısını arttırır.
Durakaksiyon içinde yer alan “aksiyon” da çok önemli bir sacayağı. Bu konuda motivasyona sahip olmak ve sürekli bir faaliyet ve çaba içerisinde bulunma. “Action is character” der  F. S. Fitzgerald. Yani karakterin yaptığındır. Yaptıklarınla karakterin ortaya çıkar. Hata yapmaktan korkmadan, hata yapmayı ve bedelini göze alarak inovasyon çabasına devam etmeliyiz. Farklı bir ifadeyle inovasyon duraksız olmalı. Tüm ürünler başarılı olmasa da. Başarısızlıklardan yılmadan. Adeta “splinter in the mind” gibi... B. Tracy der ki inovasyon çabalarının bir yüzdesi mutlaka ödüllendirilmeli. İşe yaramaz bile olsa.
Konuya ilgili olanların bileceğini düşündüğüm bir kitap John Kao tarafından 2007 yılında yayınlandı: Innovation Nation. Konusunda beğenilen bir kitaptır. Aslında bu başlığın fikri de oradan alındı. Bakınız bu da temel bir inovasyon kaynağıdır. Daha önce bahsedilen başarısız inovasyonlar da değerlidir. Çünkü gelecekte başarılı olanlara ilham verebilir. Onların temel maddelerinden olabilir.
Amacım aslında kitaptaki bazı bilgilere yer vermekti. Ama sıkıcı olmamak adına bunu bir sonraki yazıya erteleyelim. Bu arada konuyla ilgili fikirler ve kitapla ilgili görüşler oluşursa paylaşım yapabiliriz.
Toparlayacak olursak, tümevarım ve tümdengelim düşünce tarzı inovasyon sürecinde büyük katkı sağlar. Bu açıdan aldığımız eğitimin robotlaştıran etkisinden kurtulup özgür düşünceyi destekleyen adımlar atmalıyız. Ürünler ilgi çekici ve hatta insanların ruhunu okşayan öğeler içerebilir. İnovasyon ürünü büyük oranda alıştığımız ama bir miktar farklı ve yeni olabilir. İnovasyon sürecinde mutlak mükemmellik ve kusursuzluk kaygısıyla hareket etmek yerine sürekli ve korkusuz çalışma esas olmalıdır.          

Monday, September 28, 2015

Yeni koşma rekorum: 10.26 km


23 Temmuz'da başladığım koşu aktivitelerimin 29.'sunda 10.26 km koştum. Böylece 2008 Humanrace koşusunda kendime ait 10km'lik rekoru yaklaşık 7 yıl sonra kırmış oldum.

Son yıllarda arada sırada koşmama rağmen düzenli ve uzun soluklu koşular yapmıyordum.

Bu yaz 23 Temmuzda 2.19 km ile başladım. İnternetteki koşu planlarını inceledim ve kendime uyarladım. İlk başta bu bile yorucu oluyordu ve koşmayı bırakmayı düşündürüyordu. Fakat zamanla daha rahat koşmaya başladım.

Bazı koşularım:
  • 8 Ağustos 3.02km
  • 17 Ağustos 4.22km
  • 21 Ağustos 5.21km
  • 1 Eylül 4.32
  • 5 Eylül 7.2km
  • 14 Eylül 8.15km

Eylül Ayında yaklaşık 57 km koştum.

Haftada 4-6 kez koşuyordum ve bu koşuların birinde koşu mesafesini artırıyordum.

Son olarak bugün 10.26 km mesafesinde koşumu 1:11:23 bir zamanda 6:57 min/km hızında 855 cal yakarak tamamladım. Bu verileri cep telefonumdaki Runkeeper ile elde ettim.

Thursday, May 14, 2015

Başarılı İnsanların Üretkenliklerini Artırmak için Vazgeçtikleri Alışkanlıklar



1.       Konfor alanlarının içinde çalışmazlar.
2.       Önce öğrenmeden yapmazlar.
3.       Tavsiye istemekten çekinmezler.
4.       Küçük detaylarda kaybolmazlar.
5.       Bir çok işi aynı anda yapmazlar.
6.       Kendilerini kandırmazlar.
7.       Geri bildirimler almayı ihmat etmezler.
8.       Başkalarını takip etmezler.
9.       Geçmişlerinin geleceklerini baskılamasına izin vermezler.
1.       Negatif insanlarla zamanlarını geçirmezler.

Friday, May 8, 2015

Yenilikçilik Volkan Modeli - Innovolcano Model

Oldukça uzun bir süredir kafa yorduğum inovasyon kavramıyla ilgili dün gece aklıma orjinal bir geldi. Okuduğum makaleler ve yaptığım araştırmalarda genelde karşılaştığım bir çok fikrin koni de birikip süzülerek olgunlaştırılmasını çağrıştıran süreçler vardı. Gerek inovasyonun doğası gereği gerekse gelişim gösterme ve olgunlaşmasını çağrıştığından bir volkan şeklinde gösterilmesi hoş olacaktır. Bu gösterim bir çok kişinin olayı algılaması ve akılda kalıcı olması açısından paylaşmaya değer.

Volkan örneğindeki gibi zamanla biriken ve basınç oluşturan erimiş madenler gibi çeşitli fikir ve gereksinimler, yer kabuğunu yükseltip delmesi gibi yükselip şartları zorlayıp gün yüzüne çıkması ile özdeşleştirilebilir. Bunun devamında yükselen lav ve kayalar bir yerlere düşer. Aynı bunun gibi her inovasyon ürünü de hep yükselmez. Bazıları popüler olur bazıları değil. Bu da işin doğasında vardır. Ama bu bu süreç sonucunda hem yeryüzü dengesini bulur hem de işe yaramaz gibi görünen küllerdeki maddeler doğayı zenginleştir. Yine aynı şekilde işe yaramaz gibi görünen inovatif ürünler ilerisi için verimli bir ortam oluşmasına katkı sağlarlar.

Aşağıda bu fikrin modeli:

Bu modele ait düşüncelerimi paylaşmaya devam etmeyi düşünüyorum.

Tuesday, March 17, 2015

Speak Softly Love - Andy Williams

Speak softly love and hold me warm against your heart
I feel your words the tender trembling moment start
We're in a world, our very own
Sharing a love that only few have ever known

Wine colored days warmed by the sun
Deep velvet nights, when we are one

Speak softly love so no one hears us but the sky
The vows of love we make we'll live until we die
My life is yours, and all because
You came into my world with love so softly love

Wine colored days warmed by the sun
Deep velvet nights, when we are one

Speak softly love so no one hears us but the sky
The vows of love we make we'll live until we die
My life is yours, and all because
You came into my world with love
So softly love

Thursday, March 5, 2015

Proje Program Portfolyo Yönetimi Olgunluk Eğrisi


Proje Program Portfolyo Yönetimi Olgunluk Eğrisi PMI ve OGC kaynaklarından faydalanılarak hazırlanmıştır.

Friday, February 20, 2015

Daha zeki olmanın yolları

  • Dostlarınızla sözcük oyunları oynayın
  • Tekvando kurslarına katılın
  • Farklı kaynaklardan haberler alın
  • Akıllı cep telefonlarınızı atın
  • Bol bol kestirin
  • TED sitesi uygulamasını indirin
  • Bir yazın festivaline katılın
  • Bir “anı sarayı” inşa edin
  • Yeni bir dil öğrenin
  • Zerdeçal yiyin
  • Sütsüz çikolata yiyin
  • Örgü grubuna katılın
  • Yüzünüzdeki gülücüğü yok edin
  • Şiddet içerikli video oyunları oynayın
  • Bu kişileri Twitter’de izleyin: Nouriel Roubini, Jad Abumrad, Colson Whitehead
  • Yoğurt yiyin
  • SuperMemo bilgi kartı programını yükleyin
  • Bir Shakespeare oyunu izleyin
  • Düşünce sisteminizi geliştirin
  • Bol su için
  • Itunes U sitesini ziyaret edin:Üst düzey okullarda felsefeden astrofiziğe uzanan derslerin notları internetten izlenebiliyor. Bu okullara gidemeseniz de, derslere internet üzerinden katılabilirsiniz.
  • Sanat müzelerini ziyaret edin
  • Bir müzik aleti çalın
  • Elle yazın.

Tuesday, December 30, 2014

RÜYAMDA BERRAKLIĞIM

Yine yakınım uzak, yabancı yaren.
Kar yere iniyorken nazlı nazlı.
Yine eski günleri hatırlıyorken.
Kahve sıcak, ama soğuk dışarısı.

Artıyor sana olan uzaklığım.
Dinlediklerim artık eski melodiler.
Sislerin arasında, rüyamda berraklığım.
Bu sahil, bu dalgalar demir atmamı diler.

2014.12.30 - İSTANBUL - ŞİŞLİ

Monday, December 8, 2014

Öğrenilenlerin Kalıcı Olması İçin

Yıllar önce okuduğum bazı kitapların var olduklarını bile unuttuğumu farkettim. Emek, zaman ve enerji harcadığım bu kitapların içindeki bilgilerin de çoğunu unutmuştum.

Bu yüzden kısa bir araştırma yaparak daha kalıcı öğrenme nasıl oluru araştırdım.

Karşıma ilk çıkan "Ebbinghaus Forgetting Curve" olarak bilinen Ebbinghaus Unutma Eğrisi.

Bu eğriye göre öğrenilenlerin %40 20 dakika, %50 1 saat, yaklaşık %65'i 9 saat içinde unutuluyor.
Aşağıdaki grafikte bunu anlatıyor. [1]


Öğrenmeyi kalıcı kılmak için kullanılacak yöntemlerden biri de tekrardır. Bu tarz öğrenmeye "spaced learning"(aralıklı öğrenme) deniyor. Bir konuyu 1. 6. ve 13. gün tekrar ettiğimizde bilgilerin %75 civarında uzun süre hafızada kaldığı görülmekte.
Tekrar ZorKolay 
11 day   1 day
26 days   6 days
38 days17 days
410 days48 days
513 days146 days (5 months)
617 days1.2 years
722 days1450 (4 years)
828 days13 years
[2]

Kaynaklar
[1] http://www.gwern.net/Spaced%20repetition
[2] http://memobutton.com/spaced_repetition/
Ayrıca bakınız:
http://blog.lexikeet.com/language-learning-tips/spaced-repetition/
http://teachwell.wikia.com/wiki/Use_Spaced_Repetition
http://www.koobits.com/2012/10/08/study-smart-the-power-of-spaced-repetition
http://www.lincolnguitartuition.com/Guitar_Lessons_Lincoln_10.htm
http://www.retenda.com/site/spaced-learning/

Wednesday, December 3, 2014

Steve Jobs'un Herkesin Öğrenmesi Gereken 10 Başarı Prensibi

1. Learn how to anticipate the future

The ability to anticipate the future is very important if you want to achieve your goal and be successful. An example of how we can apply this to our life is by visioning what we want to be in one year (or five years, ten years, and so on) from now. By having the vision, we can anticipate future roadblocks and prepare to overcome them. For example: if you are currently working as an employee, but see your future self as an entrepreneur, you can start learning the skills that might be beneficial for the future you.

2. Focus on the positive


3. Fail forward

4. Travel the world

The year before he founded Apple, Jobs journeyed to India. Travel has a way of broadening a person’s perspective and expanding their sense of what’s possible  – those are both traits an entrepreneur needs.
Travelling doesn’t have to cost you lots of money, or lots of time. A simple weekend getaway to another city nearby might be enough for you to experience new things and broaden your horizon.

5. Find the right partner

Steve Jobs didn’t start Apple alone. He had a great partner in the form of Steve Wozniak, who complemented Job’s skillset very well.
Likewise, you need to pick the right partner in your life so that you can be successful. The people who you surround yourself with, might make or break your life. So, choose wisely and it will help your way to success.

6. Obstacles are opportunities in disguise

Jobs and Wozniak ran out of money while developing the first Apple computer. Instead of giving in, Jobs sold his van and Wozniak sold his graphing calculator. When there’s a will, there’s a way.
Learn to see obstacles as opportunities in disguise. Once you do that, there will always be ways to overcome those obstacles.

7. Take risks

Steve Jobs was willing to cannibalize his company’s products in the name of progress. Many CEOs would have been hesitant to develop the iPhone, knowing full well that it would help to make the iPod obsolete – but Jobs did it anyway (and took a big bite out of the lucrative mobile market).
Most of the time, we need to take risks in order to move forward. Just be careful and make sure that the risk that you took was a calculated risk. Think thoroughly, weigh the best and worse scenarios of an action against each other, and then you can decide whether the risk is worth taking.

8. Surround yourself with great people

Not only did Steve Jobs have Steve Wozniak as a partner, he also worked with Tim Cook, Johny Ive, and John Lasseter (Pixar CCO). Steve Jobs has surely surrounded himself with great people that have a lot of strength. This has enabled Jobs to create massive success with not only Apple, but also Pixar.
You can learn from him and make sure that you surround yourself with great people (people who complement your skillset) in order to achieve success.

9. Remember you’ll be dead soon

“Remembering that I’ll be dead soon is the most important tool I’ve ever encountered to help me make the big choices in life. Because almost everything — all external expectations, all pride, all fear of embarrassment or failure – these things just fall away in the face of death, leaving only what is truly important.”
When you are confused, scared, embarrassed, or anything, just remember that you’ll be dead soon. Life is short; so make sure that you make it count.

10. Don’t be shy to learn from others

In high school, Jobs attended lectures at a computer technology company called Hewlett-Packard. Before turning 21, Steve had worked for both HP and Atari. He saw what these companies were doing and learned what he wanted to do differently with Apple.
You too can benefits from learning from others. I personally see this with many people who tried to achieve a certain goal (e.g.: lose weight). They have been trying really hard, however they are not seeing any results. Sometimes, help from a coach is all they need. It provides them with morale support, accountability, expertise, and a structured plan that helps them get results and achieve their goal.
If you feel like you are stuck in certain areas of your life, do not hesitate to ask for help from the experts. Sometimes that little help is all you need to start getting results and be successful.

 

 

Steve Jobs’s 10 Principles to Success That Everyone Needs To Learn
http://www.lifehack.org/articles/productivity/10-success-principles-can-learn-from-steve-jobs.html

Wednesday, September 3, 2014

Başarı Kanunlarından Biri: Hayal Etmek

Hayal gücünüzle yapabileceğiniz en büyük ve en kazançlı şey eski fikirleri yeni kombinasyonlar olarak yeniden düzenleme işidir.

Eğer hayal gücünüzü doğru kullanabilirseniz, başarısızlık ve hatalarınızı pahabiçilmez varlıklara dönüştürebilirsiniz; bu sizi sadece hayal gücünü kullananların bildiği gerçeği keşfetmeye kılavuzluk edecektir. En büyük aksilikler ve şanssızlıklar size sıkça altın fırsatların kapısını açacaktır.

Amerika'nın en pahalı oymacılarından birisi önceleri bir posta taşıyıcısıydı. Bir gün bir araba kazısında bir bacağını kaybetti. Taşımacılık şirketi ona 5000 Dolar verdi. Bu parayla oymacılık kursuna gitti. Elleri ve hayal gücü ile posta taşıcısı olarak kazandığından çok daha fazlasını kazanıyordu. Kaza nedeniyle çabalarını başka tarafa yönlendirmesi gerektiğinde hayal gücüne sahip oldupunu keşfetti! [1]



[1] Sayfa 29, 30. Imagination - The Law of Success in Sixteen Lessons

Monday, March 24, 2014

Kilo Alıp-verme Nasıl Gerçekleşiyor? Canan Efendigil Karatay Hanım'dan Aktarıyorum.

Kilo kontrolü görünüm ve imajın ötesinde sağlık için çok önemli. Çünkü kilolu olanlar ve özellikle göbek çevresinde yağlanma olanlar Kenser, şeker ve kalp gibi ciddi hastalıklar yanında daha bir çok hastalığa daha yakınlar.  Bakınız Kaynak 1 , Kaynak 2.

Göbek çevresi yağlar bir organ gibi davranamaya başlar ve 20 civarında horman salgılar. Bunun da vücudun düzensiz çalışmasına neden olacağı açık.

Yemek yendiğinde gerçekleşen olaylar(en basit haliyle):


  1. Ağzımıza bir lokmayı alıp çiğnemeye başladığımız anda, kan şekerimiz ve kan insülinimız birlikte yükselmeye başlar.
  2. Yemek yedikten ortalama 2-2.5 saat sonra ise insülinin etkisi sonucu kan şekerimiz azalır.
  3. Yediğimiz herhangi bir gıdadan sağlanan enerji çok fazla ise İnsülin hormonunun önemli ikinci görevi devreye girer ve artmış kan şekerini depo yağlarına dönüştürerek  vucudumuzda yağ olarak depolamasıdır.
  4. Bu arada yemek yedikten aşağı yukarı 2-2,5 saat geçtikten sonra vücudumuza enerjinin (yakıt ve benzin) sağlanması amacı ile bu sefer pankreasımızdan glukagon denilen bir hormon daha salgılanır.
  5. Glukagon hormonu da karaciğerimizde önceden depolanmış olan yedek şekerin kanımıza geçmesini ve yakıt olarak kullanılmasını sağlar.
  6. Yemekten yedikten 4-5 saat sonrasına kadar, ağzımıza bir lokma dahi koymadan normal yaşamımızın devam etmesi amacı ile leptin hormonu salgılanmaya başlanır.
  7. Leptin hormonunun görevi, vücudumuzun çeşitli bölgelerinde önceden depolanmış olan yağları yıkarak, vücudumuza gerekli olan yakıtı ve dolayısı ile enerjiyi sağlamaktır.
Böylece zayıflamaya başlarız. Eğer arada yemek yersek yeniden insülin salgılandığından vücudumuzdaki yağları yakamayız.

Uzun süre birşeyler yememek için, bizi sindirimi uzun sürdüğü için tok tutan yiyeceklere yönelmemiz. gerekir: Bunlar yumurta, et, peynir, lifli gıdalardır.
Sindirimi çok hızlı olan ve kan şekerimizi hızlı yükselten işlenmiş ve yoğun şekerli gıdalardan kaçınmalıyız. Bunlar ekmek, makarna, şeker, hazır meyve suları ve şekerli içecekler...

Örnek menü

Aşağıdaki kitabı ben aldım, okudum ve epey kilo verdim. Sağlıklı yaşamak isteyen herkese şiddetle tavsiye ederim.

Kaynak: